Mimari&Tasarım

Rönesans Mimari Nedir, Özellikleri Nelerdir?            

Rönesans Mimari Nedir, Özellikleri Nelerdir?            

Rönesans mimarisi, başladığı tarihlerden bugünlere kadar korunmayı başarmış pek çok önemli eser ile kendini gösteriyor. Mimarlık tarihinde etkisi büyük olan ve en önemli sanat akımları arasında yer alan Rönesans dönemi tarzında, Gotik Mimarisi sonrasında önemli değişimler yaşanmıştır.

Rönesans dönemi Flippo Brunelleschi ile başlarken akımın kurallarını oturtmak Leon Battista Alberti ve Filarette gibi isimlere kalmıştır. Bu yazıda, merak edilen tüm yönleri ile Rönesans dönemine damga vuran mimari akımları sizler için anlattık.

Rönesans Nedir?

1453’te Osmanlı Devleti’nin Konstantinopolis’i kendi sınırlarına katarak bir Müslüman şehrine dönüştürmesi ve Roma İmparatorluğu’na son vermesi yeni bir çağı ve Rönesans’ın başlangıcını tetiklemiştir. Konstantinopolis’te yaşayan sanatçılar, mimarlar ve alimler, Yunanca konuşulan bu topraklarda Yunan medeniyetinin sanatını, bilimini ve mimarisini kayıt altına almış ve aktarılabilir bir bilgi birikimine sahip olmuşlardır. İstanbul’dan Batı Avrupa’ya göç eden elit grup, sahip oldukları bilgileri ve tecrübeleri İtalyan halkına öğretmişlerdir.

Bu bilgiler ve araştırmalar ışığında bilinçlenmeye başlayan aydın kesim, Rönesans’ın ilk sanatçılarıdır. Diğer aydınlık dönem, asırlar önce Avrupa’ya hakim olan klasik Yunan ve Roma dönemidir. Rönesans’ın öncü sanatçı topluluğu bu iki dönem arasında kalan zaman dilimini de Avrupa’nın karanlık dönemi olan “Orta Çağ” olarak isimlendirmiştir. Bu kişiler o dönem Orta Çağ’ı ağır şekilde eleştirmişlerdir.

Rönesans o dönemlerde İtalya’da o kadar güçlüdür ki Avrupa’da çoğu toplum Rönesans’ı İtalyan Rönesans’ı olarak bilmekteydi. Bununla birlikte, İtalya finansal olarak da Rönesans’ın merkezi konumundadır. O yıllarda çok zengin ve soylu aileler, tüccarlar, aristokratlar ve loncalar; zenginliklerini ve güçlerini sanat yoluyla temsil ettirmek için Rönesans sanatçılarına büyük paralar ödemekteydi. Bunlardan en ünlüsü Rönesans mimarisi ve sanatına büyük finansal destek sağlayan Medici ailesidir. Bu finansal özgürlük sanatçıları daha cesur kılıp hareketin yaygınlaşmasını ve benimsenmesini kolaylaştırmıştır.

Rönesans Mimarisinin Özellikleri Nelerdir?

Rönesans mimarisi 15. yüzyılın başlarında Floransa’da ortaya çıkmıştır ve orta çağa ait Gotik tarzın yerini alarak, klasik kültürün yeniden doğuşunu yansıtmıştır. Bu mimaride sütun, yuvarlak kemer, tünel tonoz ve kubbe dahil olmak üzere antik Roma formları yeniden canlanmıştır.

Klasik dönemde olduğu gibi Rönesans etkili mimari döneminde de orantı güzelliğin en önemli unsuruydu. Rönesans sanatçıları hem insan figürlerinde hem de binalarda orantıya çok dikkat etmişlerdir. Bu orantı kaygısı, Rönesans tarzını daha karmaşık Gotik tarzdan ayırmaktadır.

Filippo Brunelleschi ilk Rönesans mimarı olarak kabul edilmektedir. Leon Battista Alberti’ın “Mimarlık Üzerine On Kitaplar” isimli kitabı ise Rönesans etkili mimarinin İncili olmuştur. Floransa’dan itibaren erken Rönesans tarzı İtalya’ya da yayılmıştır. Donato Bramante’nin Roma’ya taşınması, Yüksek Rönesans‘ı başlatmıştır. Maniyerizm, Geç Rönesans (1520-1600) tarzı, Yüksek Rönesans‘ın uyumu, berraklığı ve durgunluğundan ziyade; gelişmişlik, karmaşıklık ve yenilik ile karakterize edilmiştir.

İşte Rönesans mimari özellikleri:

  • Rönesans mimarisinde, Antik Yunan mimarisinde de olduğu gibi planda ve cephede sıklıkla simetri kullanılır.
  • Yapılarda rustik (işlenmemiş) taş kullanımı mevcuttur.
  • Her bir katı birbirinden ayıran silmeler kullanılır.
  • Çatı ile yapının en üst katını birbirinden ayırmada korniş kullanılır.
  • Yapının kendisi ağır bir kütle halinde görünmektedir.
  • Kapının üstünde genellikle düz lento bulunur.
  • Pencerenin üstünde farklı boyutlarda yarım daire veya üçgen şeklinde olabilen kör kemerler bulunur.
  • Roma dönemine ait kemerlere de oldukça yer verilir.
  • Yapının içerisinde yarım daire tonozlar kullanımına sıklıkla rastlanır.
  • İlk başta kaburgalı tonoz kullanılmış olsalar da daha sonra kapalı tavan kullanılmış ve üstü boyanmıştır.
  • Bazı Rönesans mimarisi yapılarında ise üçlü “palladian kemerli pencere” kullanılmıştır.

Rönesans Mimarisi Ne Zaman Ortaya Çıktı?

Rönesans etkili mimari, Roma ve Antik Yunan medeniyetlerine ait olan temel sanat ve kültür unsurlarını yeniden ele almıştır ve 15. yüzyılın başlarında İtalya’nın Toscana bölgesinde ortaya çıkmıştır. Daha sonra 16. yüzyılın ortalarına doğru Fransa, Almanya ve İngiltere başta olmak üzere tüm Avrupa’ya yayılmıştır. Bu dönemde Rönesans akımından yalnızca mimari değil edebiyat, resim, heykel, bilim gibi alanlarda etkilemiştir.

Dönemin ilk mimarları olarak kabul edilen Flippo Brunelleschi yarım kalan geç gotik üslup özelliklerine göre tasarlanmış Floransa Katedralini tamamlayıp kubbesini inşa etmiş ve o döneme ait ilk önemli mimari eseri ortaya çıkarmıştır.

Rönesans Mimarisi Nasıl Ortaya Çıktı?

  1. yüzyıl zamanında İtalya’da birbirinden bağımsız ve sürekli rekabet halinde bulunan birçok dukalık, cumhuriyet ve krallık bulunmaktaydı. Bununla birlikte artan ekonomik zenginlik sayesinde kentleşmede yaşanan gelişmeler, sosyal ve kültürel değişimleri de beraberinde getirmiştir. Eş zamanlı olarak din eksenli yaşamın hakim olduğu Gotik dönem, yavaş yavaş evrilerek yerini bilim ve sanatın daha ön planda olduğu bir döneme bırakmıştır. Floransa bölgesinde yaşayan tüccarlar, özellikle Mediciler, kendi yaşam alanları ve şehirleri için ünlü mimar ve sanatkarlar ile çalışmaya başlamışlardır. Yine bu dönemde antik Yunan medeniyetleri tarafından ortaya çıkarılan felsefe, fizik ve matematik alanlarındaki eserler de oldukça popüler olmuştur.

Rönesans Mimarisi Nasıl Yayıldı?

Rönesans mimarisi ve Hümanizm kavramı arasından sıkı bir ilişki mevcuttur. Kökenleri Antik Yunan’a kadar gitmekte olan Hümanizm, Sokrates ile insanı felsefi düşüncenin merkezine geçirmiştir. Ardından Protagoras “insan her şeyin ölçüsüdür” argümanını ortaya atarak günümüze kadar uzanan felsefenin temelini oluşturmuştur. Rönesans döneminde zenginliğin artması ile toplumun ilgisi Tanrı’dan uzaklaşarak insanın özüne yönelmiş; önceliği daima insana veren Hümanizm felsefesi yayılmaya başlamıştır. Dolayısıyla skolastik düşünce ve dogmalar çökmüş, bilimsel şüphecilik ve teknikler ön plana çıkmıştır. Dinin toplumdaki etkisi azalmaya başladığında sanatçılar da eserlerine kendi kimliğini yansıtmaya başlamış ve din dışında daha fazla mimari eser, resim ve heykel üretmişlerdir. Rönesans etkili mimari de bu sayede yayılmaya başlamıştır.

Rönesans Mimarisi ile Gotik Mimari Farkları

Orta Çağ’da insanlar Tanrı’nın dünyası içinde yaşadıklarına ve her olayın Tanrı’dan geldiğine, diğer bir deyişle, öbür dünya olarak tabir edilen ahiret kurtuluşuna inanmaktaydılar. Bundan dolayı Gotik yapılar adeta sonsuzluğa ve Tanrı’ya yükselir gibi inşa edilmektedir. Rönesans’ta rasyonalizmin başlamasıyla beraber Orta Çağ dogmalarının yerini bilgi almıştır. Sonsuzluk yerine ölçü, çok parçalılık yerine sakin ve dünyevi bir tarz ortaya çıkmıştır
Yenidünya görüşüne paralel olarak, Gotik’in Tanrı merkezli bazilika yapısı Rönesans’ta kendini merkezi sistemli bir yapıya dönüşmüştür. Düz çizgilerin hakim olduğu, yatay ve dikey hatların izlendiği klasik mimari esas alınmıştır.

Rönesans Mimarisinin Uygulandığı Türk Yapıları

Türkiye’de, Rönesans mimarisi tarzında eserlere rastlamak biraz güçtür. Rönesans dönemi, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethi ile aynı zamana denk gelmekteydi. Rönesans dönemi mimarisinin ortaya çıkışının Osmanlı Dönemi’nin en güçlü yılları ile paralellik göstermesi, bu mimari tarzın yeterince ilgi görmemesine yol açmıştır. Ayrıca o dönemin inanç temelimde resim, heykel gibi sanatların kabul gören olgular olmaması da bu yeniden doğuş felsefesinin yeterince dikkate alınmamasına sebebiyet vermiştir.

Bununla birlikte Osmanlı’da Rönesans’ın yeniden doğuş olarak etkilendiği tek yapı Ayasofya’dır. Mimar Sinan, eserlerinde Ayasofya vasıtası ile Bizans dönemi mimarisini kullanmış ve Rönesans mimarisi alanında eserler kazandırmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.